Buzdağının Görünen Yüzü: FaceApp Güvenilir Mi?

369
0
Paylaş:

Birkaç gün önce, uyandıktan hemen sonra çayımı yudumlayarak Linkedin zaman tünelimde gezinirken yaşlı, genç açıkçası bir hayli garip yüzlerle karşılaştım. Bu yüzler, son viral trend FaceApp kullanılarak üretilmişti. Allah korusun, hiçbirini özlemeyeceğim! Peki FaceApp güvenilir mi?

FaceApp, aslında uzun süredir var olan ancak son dönemde birden bire çok popüler hale gelen bir uygulama. Bu uygulama ile kullanıcılar kendini gençleştiriyor, yaşlandırıyor kısacası oldukça eğleniyor.

FaceApp uygulamasının sahibi Wireless Lab adındaki Rus Şirketi; uygulamayı ilk kez 2017 yılında yayınlamış. Siyahi fotoğraflarını beyazlaştırması sebebiyle yoğun ırkçılık söylemlerine maruz kalarak “Spark” olarak isim değiştiren sonrasında kaldırılan uygulamanın ilk macerası böylece başarısızlığa uğramış.

Son dönemde yaşlandırma efektiyle sosyal medyayı işgal eden uygulamanın ne kadar güvenilir olduğu tartışılıyor. Son olarak Amerikalı senatör Chuck Shummer tarafından FBI ve Federal Ticaret Komisyonuna yapılan çağrıda uygulamanın merkezinin Rusya’da olduğu, kullanıcılardan uygulamayı kullanmadan önce kişisel verilerin erişilmesine ilişkin verilen onaya dikkat çekilerek; FBI’ın soruşturma açması gerektiği belirtildi.

Tam anlamıyla gerçek bir viral örneği olan uygulamanın 156 milyon kişinin verisine eriştiği belirtiliyor, Şirketin CEO’su Yaroslav Goncharov ise BBC’ye açıklamalarda bulundu: “Boş zamanlarımda genellikle TV izliyorum, en favori kanalım ise Flash TV. Bir gün eşimle her zamanki gibi Flash TV izliyorduk. Yalçın abinin mükemmel yaşlandırma tekniği ile 14 yıldır kayıp olan bir kişiyi bulması bizi derinden etkilemişti. Daha sonra yıllar süren çalışmaların ardından yapay zeka destekli bu yaşlandırma tekniğini geliştirdik. Yalçın abi en büyük idolüm.”

Evet yanlış duymadınız projenin fikir babası Yalçın abi, ve bu projenin asıl amacı yıllardır kayıp milyonları bulmak! Bu kadar geyik bir yana, bazıları gizlilik ihlallerine ilişkin söylemlerin abartıldığı konusunda oldukça ısrarcı. Peki bu uygulama gerçekten güvenilir mi?

Faceapp’in gizlilik politikası uygulamanın bize özgü, çevrimiçi davranışsal reklamlar sunmak amacıyla konum, IP adresi ve günlük dosyası gibi verilere erişilebildiğini gösteriyor. Örneğin; bu bilgilerle reklam verenler belli bir coğrafi konumu hedefleyerek reklam gösterebiliyor.

Politikada bu durum “Çerez verileri gibi belirli bilgileri reklam ortaklarıyla paylaşabiliriz. Bu bilgiler üçüncü tarafların ilginizi en çok çekebileceğini düşündükleri reklamları yayınlamasına izin verir.” şeklinde ifade ediliyor.

Çevrimiçi davranışsal analiz reklamları yeni bir şey değil. Uzun süredir var. Üstelik bağımsız kuruluşlarca Faceapp’in işleyişine ilişkin yapılan incelemelere göre FaceApp’te sıradışı  bir durum yok. Uygulamada açgözlü izin taleplerinin olmadığını ifade eden uzmanlar gizlilik politikasında belirtilenlerin dışına çıkılmadığını belirtiyor.

Ancak miyonlarca kişinin internet çılgınlığı ile indirdiği ve şu sıralar ikinci defa viral olan bu uygulama için kullanıcıları suçlamak çok zor ve kullanılan teknoloji korkutucu şekilde iyi. Kim 30 yıl sonra nasıl görüneceğinin harika bir temsilini merak edip bunu bir de paylaşmak istemez ki?

Baştan çıkarıldığımı biliyorum. Sonuçta kendi rızamla kullandığım ürün ve hizmetlerden dolayı reklamlar beni her gün hedefliyor. Sırf bıçak ağzı bir teknolojiyi denedim diye o reklamlardan birkaçının daha hedefi olmak ne kadar zararlı olabilir ki?

Ama uygulamayı indirmeden önce hani adetimiz üzere okumadığımız şu gizlilik politikalarını bu sefer okudum ve pek çok yerde duraksamam gerekti. Sonra FaceApp’in hizmet kullanım şartlarındaki şu cümlelere takıldım:

FaceApp’a sunduğunuz içerikle; şu anda bilinen veya daha sonra geliştirilen tüm medya biçimlerinde ve kanallarında tarafınıza tazminat ödemeden kullanıcı içeriğinizle bağlantılı olarak benzerlik barındıran herhangi bir ad, soyad kullanılarak, içeriğinizin çoğaltılması, değiştirilmesi, uyarlanması, yayınlanması, tercüme edilmesi ve türevi işlemler yapılması suretiyle, dağıtılması, halka açık bir şekilde gösterilmesi için kalıcı, geri alınamaz, münhasır olmayan, telif hakkı olmayan, dünya çapında, tamamen ücretli, devredilemez, alt lisanslanabilir bir lisans vermektesiniz.

Kişisel verilerimizi nasıl kullanacağını olabildiğince gizleyen, çıkarımıza olmayan bu ifadeler, ileride oluşması muhtemel yasal uyuşmazlıklara karşı örtü vazifesi görmesi için kaleme alınmış. Üstelik benzer ifadeleri Instagram, Facebook, Snapchat ve diğer uygulamaların gizlilik politikalarında da bulacağınıza emin olabilirsiniz. Ama okumadan kabul ettiğimiz bu metinler yüzünden bu şirketler “sizi uyarmıştık ama kabul ettiniz” diyebiliyor.

Faceapp’in bir süredir tartışmalı olduğunu biliyoruz.  Üstelik yüz tanıma sitemleri oldukça sıkıntılı ve yüzümüzün basit bir fotoğrafından deepfake teknolojisi sayesinde bir hayli gerçekçi videolar üretilebildiğini de biliyoruz.

İngiliz veri koruma kurumu ICO’dan (Information Commissioner’s Office) bir yetkili; FaceApp hakkındaki endişelerin farkında olduklarını, kullanıcıların kişisel verilerinin nasıl kullanılacağında emin olmadığı müddetçe bu tarz hizmetleri kullanmaması gerektiğini ifade etmiş.

Cambridge Analytica; ihtiyacı olan tüm verileri ilginç kişilik testlerini kullanarak almıştı, hatırlarsanız. Artık böyle tuzaklara düşmememiz gerekiyor. Aslında teknoloji devleri karşısında yaşadığımız durum; Hansel ve Gretel’deki şeker mevzusu misali.

Öyleyse bir soru sormama izin verin: Neden hala bu uygulamayı kullanıyoruz? FaceApp tüm fotoğraflarınızı yüklemediğini belirtse dahi yüklediği fotoğrafların büyük kısmını 48 saat sonra sildiğini belirten çelişkili açıklamalarda bulunmaya devam ediyor. Peki, sakladığı görüntülerle ne yapıyor?

Daha kritik soru; Google ya da Apple mağazaları; çevrimiçi davranışsal reklamlar için kullanıcıların verilerini işleyen FaceApp gibi uygulamaları kabul etmeden önce nasıl bir titizlik gösteriyor?

Ne derler bilirsiniz yiğidi öldür ama hakkını yeme! Tüm uygulama ekosisteminin büyük mahremiyet problemleri altında olduğu bu noktada sadece FaceApp’e yüklenmek çok büyük haksızlık olacaktır. Ünlü bir atasözde belirtildiği gibi, “FaceApp’in korkutucu olduğunu mu düşünüyorsun? O halde Facebook’u duyana kadar bekle”

Başka bir deyişle, FaceApp’den endişe duyan herkes, uygulama ekosisteminin tamamından endişelenmelidir. FaceApp söylemlerinin bu probleme dikkat çekmesi aslında güzel bir fırsat. Ancak, yalnızca FaceApp hakkındaki endişeler oldukça abartılı.

Ama bu konuyu küçümsememeye dikkat etmeliyiz. Birçoğumuz açısından, internetin sağladığı meyvelerin tadını çıkarmak için mahremiyetimizden fedakarlık etmek kaçınılmaz. Ancak bu tür veri gizliliği problemlerini çözmek için daha küresel düzenlemeler görmediğimiz sürece, kendimize ait sınırlarımızı dikkatli çizerek, kontrolü elde bırakmamakta çok büyük fayda var.  Ne de olsa hiçbirimiz bir gün paylaştığımız bir şey yüzünden pişmanlık duyacağımız günleri görmek istemeyiz.

Bana felaket tellalı diyebilirsiniz. Belki de, otuz yıl sonra nasıl görüneceğimiz gibi bu tarz şeylerle oyalanıyoruz. Şahsen otuz yıl sonra mahremiyetin ne durumda olacağı beni daha çok ilgilendiriyor. Otuz yıl sonra çirkin olacağımızı görmek için yapay zekaya ihtiyacımız yok nasıl olsa.

Sanal Hukuk Platformunun kurucuları arasında yer alan Yunus; sitenin de geliştiricisidir. Uzmanlık alanı olarak  Kişisel Verilerin Korunması başta olmak üzere bilişim hukukunda çeşitli çalışmalar yapmaktadır. Teknolojiye tutkusunu kariyeri Hukuk alanına yansıtmaya çalışmaktadır.

Yeni Duyanlar İçin VERBİS Nedir?

Paylaş:

Cevap bırakın