Hukuki Boyutuyla Blockchaın Teknolojisi

1002
0
Paylaş:

Yasal düzenlemeler her zaman birtakım altyapısal gelişmeleri takip etmektedir. Hukuka güven ve hukuki istikrar ilkeleri gereği her yeni teknolojik gelişme hakkında devletlerce Ar-ge çalışmaları yapılmakta, güvenlik ve halka arz aşamaları değerlendirildikten sonra ancak yasalaştırılmaktadır. Bu ise birkaç yılı bulan yasalaştırma süreçlerini doğurmaktadır. Bu gerçeği dikkate alarak henüz çiçeği burnunda Blockchain teknolojisi ile ilgili P2P sistemi çerçevesinde yeni bir sistemle karşı karşıya kaldığımızı ve dünyada ve Türkiye’de bu teknolojinin tam olarak tanımlanamaması nedeni ile mevcut mevzuatın bu teknolojinin potansiyeline cevap vermediğini belirtmek gerekmektedir. Diğer taraftan, herhangi bir düzenlemenin getirilmesi halinde dahi bunun doğrudan teknolojiye yönelik bir düzenleme olacağı da tartışma konusudur. Ama söz konusu teknolojinin oluşturabileceği yeni sektörler ve getirdiği yeni iş ilişkileri bakımından genel bir değerlendirme yapılması faydalı olacaktır.

 Dijital Para Halka Arzı (Initial Coin Offering-ICO) ve Kitlesel Fonlama

Şirketlerin kaynak ihtiyaçlarını karşılamaları amacı ile giriştikleri yaygın yöntemler, yatırımcılara borçlanmaları veya yeni sermaye piyasası aracı ihracı yoluyla halka arz etmeleridir. Bu halka arz borsa yoluyla, talep toplayarak veya toplamadan gerçekleşebilmektedir. Ancak halka arz hem oldukça maliyetlidir hem de bunu belirli büyüklüğün altındaki şirketlerin gerçekleştirmesi pek mümkün değildir.

Girişimciler için söz konusu olan bir diğer yöntem ise melek yatırımcı arayışıdır. Ancak melek yatırımcılığın esaslarından olan risk alma unsuru riskli girişimlerin en risksizlerinin tercihi dolayısıyla bu metodun da etkisiz kalmasına sebep olabilmektedir.1 Mevcut fonlama sistemlerindeki bu tür eksiklikler ise İlk Dijital Para Arzı (Initial Coin Offering-ICO) ve Kitlesel Fonlama gibi yeni tiplerin gelişmesine sebep olmuştur.

Genel olarak bahsedecek olursak ICO’lar Crypto paraların yaygınlaşması ile uygulanmaya başlanmış bir tür proje fonlama tipine benzemektedirler. ICO süreci, proje sahibi bir kişi veya grubun web sitesi açarak projesinin adını koyup tanıtımını yapması ve Ar-ge çalışmalarının devam ettirilebilmesi için kendi ürettiği sanal parasını satışa sunduğu bir sermaye toplama yöntemidir. Bu süreçte söz konusu proje sahiplerince Blockchain altyapısı kullanılarak sanal paralar üretilmekte ve üretilen paralar insanlara arz edilerek geliri ile projeye fon sağlanmaktadır. Diğer taraftan finansman sağlayanlar ise aldıkları paranın birim fiyatının projenin mesafe kat etmesine paralel değer kazanmasından yararlanarak kar elde etmektedirler. Bundan dolayı halka arza alternatif olarak getirilen ve sermaye karşılığı hisse senedi verilmesi sistemi yerine sermaye karşılığı üretilen sanal paranın yatırımcılara verilmesi şeklinde çalışan bir sermaye toplama sistemi ortaya çıkmaktadır.

Ülkemizde ICO’ ların Durumu

Ülkemizde ICO’ lara ilişkin yakın tarihe kadar herhangi bir düzenleme bulunmamakta iken 28 Kasım 2017 tarihinde yürürlüğe giren 7061 sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Kitlesel Fonlamaya ilişkin birtakım yasal düzenlemeler getirilmiş ve ilgili maddelerin kapsamı yorumlanarak ICO’ların da Kitlesel Fonlama kapsamına alınabileceği değerlendirmeleri yapılmıştır. Yapılan değişiklikle SPK madde 3, bent z hükmünde Kitlesel Fonlama kavramı “Bir projenin veya girişim şirketinin ihtiyaç duyduğu fonu sağlamak amacıyla Kurul tarafından belirlenen esaslar dâhilinde bu Kanunun yatırımcı tazminine ilişkin hükümlerine tabi olmaksızın kitle fonlama platformları aracılığıyla halktan para toplanmasını” olarak tanımlanmıştır.2

Söz konusu Kanunun ek madde 35/A hükmünde kitle fonlama platformları, Kitle Fonlamasına aracılık eden ve elektronik ortamda hizmet veren kuruluşlar olarak tanımlanmıştır. Kitle fonlama platformlarının kurulabilmesi ve faaliyete başlaması için ise Kuruldan izin alınması zorunlu tutulmuştur. Ayrıca bu platformların kuruluşlarına, ortaklarına, pay devirlerine, çalışanlarına, her bir fon sağlayıcısı tarafından yatırılabilecek veya proje sahipleri ile girişim şirketleri tarafından toplanabilecek paranın azami limitine ve faaliyetleri sırasında uymaları gereken diğer ilke ve esaslar ile toplanan fonların ilan edilen amacına uygun olarak kullanıldığının kontrolü ve denetimine ilişkin esasların Kurul tarafından belirleneceği ifade edilerek izin verirken değerlendirmesi gereken hususlar belirtilmeden Kurula geniş sayılabilecek bir takdir yetkisi bırakılmıştır.3

Yukarıda Kanun hükümleri dikkate alınarak tanımı yapıldığı üzere Kitle Fonlaması kavramı ile ICO’daki sermaye toplama süreci büyük benzerlikler taşımaktadır. Ancak her halükarda elektronik platformların alacağı izne ilişkin takdir yetkisi Kurula bırakılarak söz konusu alandaki düzenleme eksikliği geçici olarak giderilmeye çalışılmıştır.

Çiftlik Bank, Jet Fadıl gibi tecrübelere sahip bir toplum da olsak düzenli ve güvenli bir yatırım ortamının oluşması amaçlanarak ICO’ların büyük riskler barındırdığı kabul edilmelidir. Ancak bazı ülkelerde ICO’lar hakkında iyiden iyiye uygulamaya geçildiğini de belirtmek gerekir. Örneğin, Dünyanın en büyük Kitlesel Fonlama şirketlerinden biri olan Indiegogo, yan kuruluşu olan MicroVentures üzerinden ICO ile token satışlarını destekleyen bir model geliştirmiştir. Bu model menkul kıymetler borsası kurallarına uygun olarak geliştirilmiş ve burada yer alan ICO’lar Menkul Kıymetler Borsası Kanunu (SEC) kapsamında değerlendirilmeye başlanmıştır.

Blockchain’deki Verilerin İspat Boyutu

Crypto paraların yaygınlaşması sonrasında crypto para borsalarındaki hacklemeler ve crypto para hırsızlıkları insanların zihninde Blockchain’deki para akış işlemlerinin delil hukukunda herhangi bir değerinin bulunmakta olup olmadığı sorusunu uyandırmıştır.

Bir kişi herhangi bir banka kaydını alarak bunu ispat aracı olarak yargılamalarda kullanabilmektedir. Peki Blockchain altyapısını kullanan sanal para transferleri nasıl ispatlanabilecektir? Söz konusu Blockchain kayıtlarına ilişkin ülkemiz kanunlarında herhangi bir kabul söz konusu olmamakla birlikte Japonya, Hong Kong, Singapur, Hindistan gibi Bitcoin’in yaygınlaşma merkezi olan Asya ülkeleri yasal düzenlemelerinde bunu kabul etmiş durumdadır. Dolayısıyla bu ülkelerde Blockchain zincirlerinde bulunan işlem kayıtları ile hak aranabilmektedir. Ülkemiz açısından ise söz konusu boşluk için 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu dikkate alınarak kıyaslama yapılması düşünülebilecektir. Hakeza kuvvetli delil olmasa dahi delil başlangıcı olarak karine yaratabileceği teorik olarak mümkündür. Ancak mevcut herhangi bir düzenlemenin veya mahkeme kararının olmaması bu anlamda yapılabilecek yorumları havada bırakmaktadır. Blockchain zincirinin henüz ispat aracı olarak kabul edilmemiş olması aynı yapıya dayanan Akıllı sözleşmelerin de kabulünü imkansız hale getirmektedir. Bu kapsamda mevcut düzenleme ve emsal kararların teknolojinin kullanım alanının genişlemesini takiben ortaya çıkacağı beklenmektedir.

Kaynakça:

  1. Sermayesi Olmayan Girişimcilerin Tek Şansı: Melek Yatırımcılar, Erdem Alptekin, AR&GE Bülteni 2013 Şubat, Ekonomi
  2. Sermaye Piyasası Kanunu, Madde 3, bent z
  3. Sermaye Piyasası Kanunu, Madde 35/A, f1

Sanal Hukuk Platformu IT ve Genel Yayın Editörü.

İletişim: musab.gunes@sanalhukuk.net

 

Paylaş:

Cevap bırakın